İnsanlar hayatlarını ortaya koyarlar savaşırken.Cesaret işidir savaşmak.
Üstündeki üniforma ne olursa olsun, savaşanlar cesur insanlardır.
Her an ölebileceğini bilerek, ölmeye razı olarak yaşamak, nerden geleceği belli olmayan bir merminin, ne zaman patlayacağını bilmediğin bir bombanın hayatını alabileceğini her an içinde hissederek cephelerde dolaşmak yürek ister.
Ama bazen daha tuhaf bir şey oluyor.
Barışmak, savaşmaktan daha büyük cesaret istiyor.
Ölüm karşısında titremeyen insanlar, hayat karşısında korkuyorlar.
Bakın bugün bizim ülkemizde savaşı övmek, savaşı desteklemek alkış alır.
Türkler de, Kürtler de “savaşmak” konusunda daha rahat konuşurlar.
Savaşmak için nedenleri açıklarlar.
Türkler, “Kürtlerin terörist olduğunu, bölücü olduğunu, onlarla savaşarak hepsine dersini vermek gerektiğini” söylerler.
Kürtler, “savaş olmadığında, silah ortadan kalktığında Türklerin kendilerini daha fazla ezeceğini” ileri sürerler.
Türklerin arasında bir Türk, Kürtlerin arasında bir Kürt “savaşmanın kutsallığından ve gerekliliğinden” bahsettiğinde taraftar bulur.
Barıştan bahseden biri ne kadar taraftar bulur?
Kaç kişi barış isteğini alkışlar?
Savaş ve barış [Ahmet Altan]
Aralık 7, 2008 9:18 am (Uncategorized)
zafer erdoğan demiş ki,
Aralık 7, 2008 11:21 am
Gerçekten ahmet altanın yazıları mükemmel arkadaşlar kutluyorum sizi bu yazı çok uyumlu olmuş buraya.Günümüz savaşını çok iyi dile getiriyor.
yunusemrevebaris demiş ki,
Aralık 15, 2008 5:51 pm
Teşekkürler Zafer Bey. Yazıyı okuyup değerlendirdiğiniz için biz teşekkür ederiz.
Ahmet Altan içinde bulunduğumuz durumu açık göstergesiyle bizlere göstermiş ve verilmek istenilen çağrışımı uyandırmış. Sadece olaya savaş olarak değil bunun insan psikolojisi üzerindeki etkisine bakarsak birçok çözüm önerileri getirebiliriz. Biz nasılız?… Ne yapmamız gerekir?… İşte tüm bunları Yunusemrenin felsefi görüşünden yola çıkarak bütün sorunları çözebiliriz. İnşallah birgün bunu da başarabiliriz.